Şeyh Seyyid Hüseyin Kılınç Hayatı

Seyda Şeyh Hüseyin (ks)  Kimdir?

Hüseyin Kılınç Hoca efendi, tasavvufî künyesiyle Şeyh Seyyid Hüseyin el Arabî.

1930 yılında Erzurum, Horasan’a bağlı (o zaman Hasankaleye bağlı) Mollaahmet Köyünde dünyaya geldi. Çocukluğu sırasıyla, Mollaahmet, Hacıhalil ve İğdeli köylerinde geçti.  Olgunluğu ve ciddiyetinden dolayı daha küçük yaşlarında insanların sevgi ve saygısını kazandı. Okumaya karşı duyduğu derin arzusu, dilinin üzerinde şöyle duaya dönüşecekti: “Allah’ım, bir göz, bir el ve bir ayağımı almanı; Karşılığında Kur’ an’ı öğrenip okumayı nasip etmeni istiyorum! Nihayet bir gün bu içten duasına fiili duasını da kattı. 1948 yılının ilk günü, İlim tahsil etmek için gecenin bir vakti, kimseye haber vermeden, bir arkadaşıyla birlikte çıkıp Karayazı’nın köylerinden Anıtlı’ya (Avbeza) gitti. Derin ilim sahibi, aynı zamanda Nakşibendi halifelerinden olan Seyda Molla Muhammed’in medresesinde tedrisat için diz çöktü. Geldiği ilk gün Seyda’sına verdiği sözün eri olarak, vefatına kadar yanından ayrılmadı. Bu süre içerisinde ilmi icazetinin yanında hilafet izni de aldı.

Hayatını tamamen ilme ve ibadete adamak istiyordu. Bu nedenle evlenmeyi düşünmedi.  Fakat Seyda’sının ısrarları üzerine fikrini değiştirmek zorunda kaldı. Hocasını kırmadı. İçten içe bir duayla birlikte evlenmeyi kabul etti. Evliliğinden sonraki İlk yedi çocuğu vefat eti. Lütuf olarak Allah, kendilerine dokuz çocuk daha ikram etti. ‘Benim hayatım, evlendiğim güne kadardır’ diyordu.  Evliliğinden sonra ki hayatını kendisi için hayat olarak görmese de, Allah sonraki yıllarda Onunla binlerce insana hayat verecekti.

 

1961’de hocasının vefatından sonra işareti üzere yakın bir köy olan Cihanbey’e imam oldu. İlk işi, köylülerle birlikte güzel bir cami ve iki katlı bir medrese inşa etmek oldu. Medresesinde 19 yıl boyunca doğu usulü sarf ve nahiv ilmi ile birlikte, İslami ilimler alanında talebeler yetiştirdi. Daha sonra Güzeldere köyüne taşındı. Yine ilk işi caminin yanına bir medrese inşa etmek oldu. Burada da zamanın büyük kısmı talebelerine ilim öğretmekle geçti. 12 yıllık Güzeldere hayatından sonra 1992 yılında bu köyden de taşınarak Adana’ya yerleşti. Adana’da, ilim, irşat ve ibadetle geçen 20 yılın sonunda, ardında iki halife, yüzlerce talebe, binlerce mürit ve kendi mirasını ve cemaatini emanet ettiği bir vakıf bırakarak, 82 yaşında Yüce Dost’a yürüdü. (19 Eylül 2012)  Rahmetüllahi Aleyh.